13 Mayıs 2015 Çarşamba

Çanakkale'yi Yaşamak
Ana ben gidiyorum.Hakkını helal et bana, küsme, darılma be anam. Babam gitti, dedem gitti, bende gidiyorum anam hakkını helal et.
Çanakkale'yi yaşamak, hissetmek, gerçekten maneviyatını anlamak o kadar zor ki,
Cepheye gidiyorum, kilometrelerce aç ve susuz yürüyorum, yorulmak aklımıza bile gelmiyor, içimizdeki vatan aşkını ilk önce kendimiz daha sonra bütün dünya görüyor.
Ananın oğluna son vasiyetidir Çanakkale, oğul mezarın olsun vatanın her köşesi cennettir.
Ölümü bilerek cepheye koşmak ne büyük yüceliktir ve bunu bile bile cepheye oğlunu gönderen ana ne yüce kadındır.
Oğul, baba ve dede yan yana şehit düşmüş, geride boynu bükük gözü yaşlı analar kalmış.
Cephe yolunda yürüyorum, yanımda hep kendi yaşıtlarım arada da kıdemli askerler oluyor, birkaç çavuş, bir kumandan, ve bir sürü şehitle beraber yürüyoruz, daha ölmeden önce eşyalarımız ailelerimize gitsin diye toplandı. Kumandana söyledim; kumandamın anamın son vasiyetidir mezarımın olması, kumandan; sen bizim oğlumuzsun bu yüce vatan için dökülen kanlarınız heba olmayacaktır asker.
-Heba oldu be kumandanım, unuttular bizi, yattığımız yerin yolu bile yok kumandanım, ağladı asker susmadan, biz kaybetmişiz kumandanım, biz boşa ölmüşüz...
Alçıtepe köyüne geldik, sağda solda helalleşen Mehmetler gördüm. Ah garip anam keşke sende burada olsaydın, keşke daha sıkı sarılsaydım sana, keşke daha çok koklasaydım cennet kokunu, hiç gitmeyecekmiş gibi öpseydim seni be anam, korkuyorum...
Gece yürüyüşe çıktık cephe yoluna, üstümüzde yıldızlar, etrafımızda yeşillikler Zığındere' den geçiyoruz.Geceleri bülbüller ötüyor be anam. Bülbüllerin gece öttüğünü hiç duymamıştım be ana, yoldan şehitler yürürken biraz daha içten ötüyorlar, bizi cennete çağırıyorlar bir nebzede olsa rahatlıyor içim, savaşı görmeden ölümü görmeye başlıyoruz, bir avuç toprakta deryalar dolusu Mehmet yatıyor yollarda...
Cepheye geliyoruz şehit sayısı gözümün önünde iyiden iyiye artıyor, artık yaşayan görmek zorlaşıyor, üstümüzde düşman gemilerinin pis bacalarından çıkan zehirli bulutlar var, hiç susmayan top sesleri ve hiç susmayan bağırışlar kulaklarımda çınlıyor.
-Çanakkale'yi yaşamak Mustafa Kemal'i anlamak bazen hayat.
Siperler bile güvenli değil, siperlerde kendi pisliğimizde ölüyor bazılarımız tek kurşun bile atamadan, bazıları açlığa yenik düşüyor, bazıları da hastalıktan hakkı rahmetine kavuşuyor.
Biz savaşmayı başaranlar şanslıyız, bir düşmanla beraber gömülüyoruz.
Mehmed' im ölür, kimisi toprağa kimisi yüreğe gömülür,
Biz toprağa gömdükte, yürekte neden kalmadı. Kim unutturdu onları, kim unutturdu şehidimi bana...
Kim benim mezarımı susuz bıraktı, bir küçük duayı bile bana fazla gördü.
Göklerde dalgalanan ay yıldızlı bayrağa rengini veren her bir şehidin bir damla kanını boşa harcayanın diğer tarafta şehitlerin elleri iki yakasında olacaktır.
Kolay gelinmedi bu günlere, savaşı kazandık ama biz üç nesil şehit verdik.
Savaşın ardından yapılan bir antlaşma ile düşmanın kazıyarak geçemediği Çanakkale'yi biz masa da kahpece kaybettik. Şehitlerimiz, gazilerimiz, analarımız bizi affetsin.
Biz o savaşta, ırkımız, diliniz, dinimiz ne olursa olsun düşmana karşı tek yürek birleşmiş bir millet vardı. Bizim ruhumuz ve inancımız vardı. Hepsi bu vatanın evladıydı ve hepsi bu cennet vatanın toprağına düşen bir karanfildi. Ruhları şad olsun.

Ecdadını unutan kendini de unutur. Biz unuttuk be sizi Mehmedim affedin bizi, vatan hainiyiz biz...

5 Mayıs 2015 Salı

Tavırlardaki derinliği bir kaç mısrada elleri kanlı aramaya benzer gece güneşlerinin.
Sıcak ama soğuk içi yanarken dışı buz gibi melhum kalmış birer ölüm bekçisi çağırır her gece dillerden dile.
Ulumalar dolu dizgin kalp atışını bize vururken meydana gelir bütün o dağınık kargaşa.
Ölüm kokusu etrafa sinmiş. Canını almayı bekleyen bir avuç insanın kendiyle hesaplaşmasını bekler gibi savaştı bütün gece bir kafir melek.
Yeter !
Biz sadece biziz olmamız gereken kişiyiz.

Bay V.